ALMİNA'YA MEKTUPLAR


Günaydın Almina.
  
  Bugün güne bambaşka uyanırken, ilk aklıma gelen şeyler arasında en başı çekmen ne de güzel. E tabi, hemencecik telefona sarılıp, geceden kalan tatlı sohbetin üzerine, anlık utanışım bir yana sabahleyin atılan o loş mesajları parıltılı gözlerle okumanın mutluluğu da var. Her neyse. Bu mektubu yazmamda ki sebebi az çok biliyorsundur? Hala neden yazdığımı anlamadıysan da, okurken yüzünden tebessümün eksik olmayacağına inanıyorum. Şimdi öncelikle senden bir şey rica edeceğim. Arkana rahatça yaslanmanı, kulaklığını takıp, en sevdiğin bir karadeniz şarkısını açıp bu mektubu okumanı istiyorum. Hani böyle daha mı etkili olacak ki diye düşünme. Sadece rica ediyorum.  Şimdi çayımdan aldığım bir yudum ile başlıyorum.

 Senden önce bir hayatım vardı Almina. Ruhsuz orman cini gibi sürdürdüğüm, hangi yola girsem, bir çıkmaza düştüğüm, içimi huzurla, mutlulukla dolduracak hayallerden uzak, gecemde, gündüzümde yüreğime su serpiştirecek bir rahatlama olmadan yaşadığım bir hayatım vardı. Gerek iş hayatı, gerek aile hayatı, ikisi beraberinde beni bunaltır halde olsada sabretmesini bilerekten yaşamaya çalışıyordum. Galiba böylesi halimi sana oyunda da gösterdim. Umursamaz, vurdumduymaz, kendi halinde takılan bu halime şahit oldun. Ne de huysuzum değil mi? Seninle karşılaştığımızda inkar ediyorum ki, artık birilerinden ilgi istiyordum. Benden sosyal medya hesabımı istemende saf halimden yararlandın. Bunu da inkar ediyorum ki; bir an önce seninle konuşmak, seninle tanışmak hevesindeydim. O yüzden ansızın sosyal medya hesabımı sana verdim. Beni biraz gafil avlamış olabilirsin. Ama o ilk konuşmamızdan sonra içimde bir ferahlama, bir rahatlama hissetmeye başladım. Özellikle " gecene beni de sığdır" diyerekten attığın o mesajda ben çok umutlandım. Bir an hayatımın bundan sonra ki kısmının güzel, hoş geçeceğine olan inancım arttı. Anlayacağın yüreğimde çiçekler açtırdın sen o cümlen ile. Akabinde olaylar gelişti tabi. Birbirimize fotoğraflarımızı attığımızda seni ilk kez görmüş oldum. Küçücük, sevimli birşeymişsin sen. İlk görüşüm, ilk kez sevda kelimesine kendimi bu kadar yakın hissetmem, içimdeki bütün yaşanmışlıkları söküp atmaya yetti. İlk görüşte aşka inandın yani? Diyerekten içinden bir soru yöneltmiş olabilirsin. Ben seni ilk görüşümde kül oldum Almina. Unutmam, o ellerimin titrediği anı. Gözlerimin bir anda açıldığı o anı hiç unutmam, unutmayacağım. Çünkü sen bana hayatımı geri verdin. 

  Şimdi sevgiliyiz? Aslında benim dileğim şu, sevgili değil de birbirini seven iki aşık olarak devam etmemizi isterim. Neden böyle bir düşünce dersen, ben birisine karşı sevgilim var demek yerine, sevdiğim var demek isterim. Ne kadar mantıklı ne kadar mantıksız orasını bilemem. Ama galiba seninde böyle isteyeceğin aşikâr. Değil mi? Öyle olduğunu düşünerekten devam ediyorum.

  Bugün 18 Kasım. Birlikteliğimizin 1. Ayı. Zaman ne de çabuk geçiyor öyle değil mi? Daha dün değilmiydi sen harap, ben harap ayrı dünyaların insanlarıydık. Şimdi aynı dünyalarda birbirini seven iki faklı bedeniz. Fakat ruhumuzu birleştirmişiz. Çünkü birbirimize bir söz vermişiz. Ölene dek, sonsuza dek seveceğimize dair sözlenmişiz. Ben seni ölene dek seveceğim Almina. Seninde beni seveceğine inancım tam. İkimizde şu ana kadar güven konusunda bir problem yaşamadık. Güven olduktan sonra, sevginin de beraberinde geleceği bilinciyle yaşıyoruz. Mesajlarda üstüne basa basa söylediğim şu cümleyi burada da tekrarlamak istiyorum. " Senden vazgeçtiğim gün, ölüm günüm olsun."

Kısa ve öz bir mektubun sonlarına doğru geliyorum artık. Birlikteliğimizin ilk ayında, yine seninleyim, yine benimlesin. Yine biriz. Eh ne diyelim o vakit; Birlikteliğimizin ilk ayı mübarek olsun. Usanmadan, sıkılmadan sana söyleceğim bir şey var. " Seni Seviyorum." Bu iki kelimeyi ömrün boyunca benden duyacaksın.. Unutma.

  Bu mektupta senden bahsetmeyeceğim. Seni bu mektuba sığdırmak için fazlaca acemiyim. Şunu bil ki uzun zamandır; seni katmer katmer sayfalara işliyorum. Ne olduğu hakkında bir bilgin olmadığı için sabırsızlandığını hissediyorum. Sabırlı ol, zamanı gelince açıklayacağım. Belki bu küçük mektup seni mutlu etmeyebilir. Bunun için affına sığınıyorum. Lakin ben yine de hoşuna gideceğinden eminim. Benden beklediğin tek bir mesaj ile mutlu olan sen, şu küçücük mektupla nasıl mutlu olacak merak ediyorum. 



Umarım mutlu ediyorumdur...
İhsan Çardak, 18 Kasım 2018

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder