Ya Bu Dünya; Evrenin Bir Çöplüğüyse?

Yağmur damlacıklarının "pıt pıt" ritmiyle pencereme vurduğu bir gecede, oturduğum yataktan kalkıp kendimi rüzgarın ahenkli dansına bırakıyorum. Aynı notayla dansa tutuşan yıldızların, semâyı böylesine muazzam bir şekille donatmasını düşünüyorum. 
Ve düşüyorum...

O gece muhasebesini yapıyorum hayatımın.
Cevapsız suallerime cevap olsun diye, bir kez daha bakıyorum semânın güzelliği ile boy ölçüşen bir diğer güzelliğe. Ama ne semânın şahitliğine güveniyorum, ne de yıldızların bana gülümsemesine. 
Gözlerim, yağmurun hırçın halde suratıma çarpan damlacıklarıyla doluyor.
Ve yavaş adımlarla penceremin podyumundan ayrılıyor...

Sahi uykuda mıyım ben?
Tepkisiz kaldığım anda solgun yüzüm soluklanıyor. 
Ilık bir esinti mi, yoksa kafamı dikdigim gök kubbe mi güldürüyor beni?
Bir his; ağlamakla, gülmek arasında tercih yapmaya mı zorluyor yoksa beni? 
Odamın duvarına çivilediğim fotoğraf, ben tebessüm etmeye kalkmışken; alevlendiriyor içimdeki neşeyi.
Bir his beni güldürüyor..
Gün geçtikçe öldürüyor...

Bilgisayarımdan açık bıraktığım müziğin sesi geliyor kulaklarıma.
Bütün düşüncelerimle, kainata küsüyorum o anda. 
23 yıl boyunca, 23 yıllık vahşet gördüğümü biliyorum bu dünyada.
Dünyanın bir çöplük mü yoksa bir hazine mi olduğunu düşünüyorum..
Ve düşüyorum..

Evet dostlar..
Ben; 
Hattât Hüsrev gibi vecd haline kapıldığım geceler boyunca, şu semayı düşünüyorum. Ve yaşadığım buhranlardan sıyrılıp kendi içime düşüyorum.
Bilirsiniz; insan bazen düştüğü yerden kolayca çıkamıyor.
Yüzümde eskisine göre sönük bir tebessümle, zihnimde cevabı bilinmeyen bir suali soruyorum sizlere.
Ya bu dünya, evrenin bir çöplüğüyse? 

1 yorum:

  1. Her şey olabilir bu kadar bilinmezlikte. Ben de bir an düşündüm...

    YanıtlaSil