MUHAFIZ - (Çamda bizim, Kozalak da! )

Ehl-i keyfin keyfini kim tazeler,
Taze elinden taze pişmiş taze kahve tazeler.

  Sen Milli İstihbarat'da çalışan bir casus ve aynı zaman yazılım mühendisisin. ''Sana dünyayı kurtar demiyoruz!'' Dünyayı kurtarmak, samimiyetsizliğini her karesinde vuran ve artık bıkkınlık getirten, aldatmaca Amerikan filmleri için geçerlidir.  Sana verilmiş bir görev vardı? Görevini başarıyla tamamlayabildin mi? Sana Amerika'nın gizli F-16 projesi hakkında o kadar bilgi verdik. Bunları şu kadar fiyatla Türkiye'ye sattı. Ama bize dost-düşman tanımlama yazılımının kodlarını vermedi. Onları bulabildin mi? Söylesene aptal çocuk! Bana o yazılım kodunu kırabildiğini söyle!

MİT gizli arşivlerinden ortaya atılan bir iddia ise şöyleydi; 
Amerika, Türkiye'ye şu kadar F-16 satışı yaptı. Bu F-16'ların üzerinde uçakların; ateşleme, uçuş kontrolü, havada asılma, korunma kalkanı gibi mekanizmalarını çalıştıran 7 basamaklı sayısal kodlar vardı. Bu kodlardan birisi de dost- düşman tanımlama mekanizmasıydı. Amerika, Türkiye'ye satışını yaptığı bu uçakların belirtilen kodlarını vermiş ancak, dost-düşman tanıma prosedürlü yazılımın kodlarını vermemişti. Peki nedir bu dost- düşman tanımlama yazılımı?

Olası bir savaş durumunda; Türkiye, ABD'nin dostu olan bir ülkenin uçağı ile karşılaştığında hiç bir şekilde saldırı yapamayacaktı. Mesela; Türkiye - İsrail'i ele alalım. İki ülke (İsrail'i devlet olarak tanımıyorum!) birbirleri ile bir savaşın içerisine girdiklerinde, Türk F-16'ları otomatikman savaş dışı kalacak. Çünkü, yazılımın içerisinde ki kodlamalarda, İsrail dost olarak gözükmektedir.

  ''Sana daha önce bu bilgileri anlatmıştım! Şimdi okul öğrencisiymişim gibi bana tekrar ettiriyorsun. O yazılımın şifresini çöz! Eğer kıramazsan, olacaklarına katlanırsın, Semih...''

 - Yüzü kan ter içinde kalan Semih, Müsteşarın dediklerini ciddiye almış gibi kafa salladı. Tekrar bilgisayar başına döndüğünde masanın köşe ucunda evrakların üzerinde ki telefonunun ekranını açık halde gördü. Telefonu hızlı eline alınca, ekranın üst köşesinde beliren o son mesajı okudu...

'' Olabildiğince uzağa kaçmak zorundasın Semih... Çabuk kaç... Yazılımın şifresini kırsan da seni öldürecekler, kırmasan da öldürecekler. CIA öldürmese bile, MİT öldürecek seni... ''
Bir kaç gün önce paylaştığım '' Kitaplığımdan Seçmeler '' adlı blog yazımda, MUHAFIZ kitabını okuma tavsiyesi vermiştim. Bu yazımda da size bu kitap hakkında kısa can alıcı şeyleri vurgulamak istedim. Yani bir nevi kitabı tanıtmak :) Öncelikle casusluk, ajanlık kitaplarına olan ilginiz varsa, kesinlikle ''kitap rafınızın bir köşesinde bulunması gerek'' dediğim eserlerden birisidir. Unutmadan; çok aşırı bir amatör fotoğrafçı olduğum gerçeği, kitabın bir kaç güzel yerinden kesitleri sizinle paylaşmama engel olamadı. (Fotoğraflar yazının sonunda.)

Bu muhteşem eserin Yazarlığını üstlenen Selman Kayabaşı, aynı zamanda Payitaht Abdülhamid dizisinin de senaristliğini yapmaktadır. Selman Kayabaşı ile ilk kez Kafkas Ruleti adlı kitabında tanıştım. Şahsi görüşüm; çoğunlukla kurgu üzerinden hareket ederek, yaşanılmış olması mümkün olan olaylara en yakın biçimde bir anlatım sergileyerek, bu düşüncelerini kitap haline getiren bir yazardır. 

  Abdülhamid-i Sahi'ye ziyarete gelen bir Aksakallı derki; Osmanlı'yı devlet yapan bendim. Konstantiniyye'yi fethettiren de bendim. Şu gördüğün tahta parçasına seni geçiren de bendim. Bu kadar ehvamlı, asil yürüme. Senden büyük Allah var evlat...

Bu kitapta, aslında benim de var olduğuna inandığım bir gerçekle karşılaşacaksınız. O da 2000 yıllık bir devlet geleneği olan gizli bir yapılanmadır. Nasıl ki; Hristiyanlarda Tapınak Şövalyeleri adında bir örgüt varsa, Türk geleneği içinde de Teşkilat-ı Mahsusa adında gizli bir örgüt vardır...


Ve şu kaideyi hiç bir zaman unutmayın. 
''Çamda bizim, kozalak da!''





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder