İnsanlığı Öldürenlerde Bugün;


  Bir kaç gündür keyfim hiç yerinde değil dostlar. Sebebi; benim öz ve öz Müslüman kardeşlerimin her gün bombaların altında öldürüldüğüdür. Türlü işkencelere maruz kaldığı ve dahası hunharca etini kemiğinden koparan çakalların arasında parçalanarak katledilmeleridir. Soruyorum, ne zaman bitecek? Ben size söyleyeyim mi? BİTMEYECEK! Bizlerin ahvali zevk olarak devam ettiği müddetçe bu zulüm BİTMEYECEK! Herhangi bir durdurma çabasına düşmediğimiz sürece BİTMEYECEK! 
  11 Eylül saldırılarında kendi yetiştirdikleri talibanların yüzlerine terörist maskesi takarak, kendi ikiz kulelerini bombalatan Amerika, silahlı kuvvetleri ile ansızın Afganistan'a girdi. Sözde barışı, demokrasiyi ve özgürlüğü getireceğini belirten lakin girdiği bu coğrafyada akan kanların mevcut sahibi olan Amerika, Irak ve Mısır'da da gereğini yerine getirerek, gözlerini Suriye'ye dikmiş vaziyetteydi. Afganistan'da; sözde Müslüman olarak savaşan taliban gurubun perde arkasında ABD'nin olduğu gerçeğini bütün dünya milletleri bilmektedir. Sonrasında Irak'ta barışın ve demokrasinin devam etmesi için, oraya da binlerce asker yığarak, devletin iç yapısını çökertmeyi başaran ABD, bu coğrafyada da kan ve gözyaşını beraberinde toprağa döktürdü. Bununla da yetinmeyerek, Mısır'a adımını atan ABD, yine iç yapıyı çökerterek, tasmalarını kendisinin tuttuğu bir KÖPEĞİ! başa geçirip, binlerce masum insanın canına kıydı. Her şeyini önceden planlayan ve daima gerçeğin arka yüzünde kendisini saklayan ABD, kana susamış canavar terimine en uygun adaydır. Irak işgalinden sonra 2004 yılında IŞİD militan grubunu kuran ABD, o yıllarda faaliyet göstermese de, son yıllarda desteklerini arttırarak, Ortadoğu'da masum Müslüman kanlarını akıtmaya devam ettiler. Bunların hepsi bir yana, şimdi de Suriye'de kan akıtmaya devam ediyor. 2011 yılında başlayan iç savaştan bu güne 300 bin'den fazla insan hayatını kaybetti. Bunların haricinde, Esad Rejim askerleri, Özgür Suriye Ordusu mensupları ve yabancı uyruklu militanlardan toplam ölenlerin sayısı ise, 200 binin üzerindedir. Bu sayıların içerisinde yabancı uyruklu militanların sayısı 47 bindir. Yani, Avrupa'dan, Amerika'dan, Rusya'dan gelen paralı askerlerin ölüm sayısıdır. Ben aslında henüz ana konuya gelmedim. Bunlar bir takım analizlerim sonucu ortaya çıkardığım ufak tefek şeylerdi. Ama ne hikmetse, bu ufak tefek şeyler aslında insanlığın en acı verici durumunu gözler önüne sermektedir.
  Belki çoğunuz bilirsiniz. ABD zamanında kendi ekonomisini ve sanayisini yükseltmek için Afrika'dan köle getirmişti. Bununla da yetinmeyip, bazı Avrupalı dostları ile Afrika'nın zengin minerali olan elmasları yağmaladı. Oraya da bir ateş atarak (asiler) Birleşmiş Milletler'e seslendi. '' Dostum biz buraya girdik. Elmaslar bizde, asileri de yerleştirdik. Hükümete karşı savaş içindeler. Gerisi size kalmış. Okey? '' Birleşmiş Milletler'de ''Tamam kardeşim. Sen işine bak, biz buraya adaleti falan getiririz '' Peki geldi mi? HAYIR! Her yıl yüzlerce paralı askerini o topraklara yığan Birleşmiş Milletler, doğrudan asileri silahlandırarak ve CIA ile işbirliği yaparak, bir çok suikastın, katliamın ve operasyonun alt yapısını kurmuştur. Bazı masum yüzlü filmleri ile de oranın gerçeklerini örtbas etmeye çalışmıştır. Bakınız; FİLM (bu filmi izleyen varsa, BM'nin asileri nasıl silahlandırdıklarını kurgu halinde görmüşlerdir.)

  Afrika'da ki insanların açlık ve susuzlukla mücadele etmesinin sebebi sizce nedir? Çoğunluğu Somali insanlarından oluşan Afrika'nın büyük açlık dramı, Morgan Freeman'a şu sözleri çağrıştırmıştır. '' İnsanlık; Afrikalı bir annenin çocuğuna, o tabaktaki yemek bitecek! dediği zaman kurtulacaktır.'' Evet sizce de cuk yerine oturan bir söz değil midir? Günümüzde, Afrika'nın yaraları henüz sarılmamış vaziyettedir. Hala çıkar politikası izleyen bir takım ABD yandaşları, ülkelerin dört bir yanında, bombalar patlatarak, sivil katlederek ve sabotaj yaparak hükümetleri kışkırtmaktadır. Sebebi, hala Afrika'nın belirli yerlerinde elmas rezervleri olmasıdır! Afrika, aslında dünyanın en bereketli ve en çok mineralini barındıran topraklarıdır. Böylesine mineralleri, hatta enerji kaynaklarını dahi barındıran bir yere ABD neden girmesin ki? Onun işi bu çünkü...

  Dünya üzerinde terör estiren bir devlet varsa, O'da ABD'dir dostlar. Belki de bu yazımda bu meymenetsiz ülkenin adını defalarca dile getirdim. Aslında bu dünya üzerinde ki barışın bozulmasını isteyen ülke ABD değil. ABD'yi yöneten bazı çıkarcı devlet mensuplarıdır. ABD halkının bir günahı olduğunu sanmıyorum. Ki, bizim bildiklerimizin yarısını dahi oranın halkı bilmiyordur. Eminim. 

  Şimdi ise, günümüzde Esad'ın arkasına gizlenerek binlerce Müslüman kanını akıtan ABD, gözlerini Doğu Guta'ya çevirmiş vaziyette. 17 gündür abluka altında olan Doğu Guta'da toplan ölen sivil sayısı, 862'ye yükseldi. Hatırlıyorum. Bundan 5-6 yıl öncesinde, Filistin'de Suriye'de yahut başka bir Müslüman ülkede katliam olduğunda, bütün ülke ayağa kalkıyorduk. Meydanlara koşup, dualar ediyor, bu katliamları yapanları lanetliyorduk. Ya şimdi? Dur tahmin edeyim. Bir kısmımız, instagramda gezinirken katliam olayını ve resmini görüyor. Hemen onu hikayesinde paylaşıp altına da bir hashtag ediyor. Yada vicdanı biraz el verirse, o yazıyı ve resimleri paylaşarak zulmü duyurmaya çalışıyor. Bizim kalbimizde bir hastalık var dostlar. Peygamber Efendimiz (S.a.v.)'in, gelecek ile ilgili bahsettiği bir hadiste, ''Vehn Hastalığı'' dönemi demektedir. Sanırım biz o devri yaşamaktayız. Peki nedir bu Vehn Hastalığı? 

Dünyayı sevmek. Ahiretten nefret etmektir!

  Doğu Guta'da Esad rejiminin saldırıları sonucu hayatını kaybeden sivillerin sayısı gün geçtikçe de artmaya devam edecek. Çünkü biz hiç bir şey yapmıyoruz! Hiç bir çaba sarf etmiyoruz! Dünyanın dört bir yanında akıtılan kanların vebali bizlerden de sorulacak Ey Müslüman! Sen 1400 yıl önce bizlere şefkati, medeniyeti ve doğruluğu öğreten Peygamber'in ümmetisin. 

Ayağa Kalk Müslüman! Çünkü kardeşlerimiz düşüyor...

1 yorum:

  1. :((( İçim yanarak okudum. 'Vehn Hastalığı dönemi" Bence de biz o devri yaşamaktayız.

    YanıtlaSil