Yıldızlararası


İçinizde ki uzaklara gitmenin, kaybolmanın verdiği hissi harmanlandıracak bir film önereceğim sizlere. İç dünyamızda beslediğimiz uzay merakının kaptanlığını yapacak bir çiftçi ile birlikte, bu gezegenden uzaklara, uçsuz bucaksız olan evrenin en amansız köşelerine yolculuk edeceğiz. Bir rangerin içerisinde, küçücük bir pencereden satürnün çevresinde barındırdığı o geniş halkaların yanı başından geçiyoruz. O kadar devasa, o kadar büyük bir gezengen ki.. Bir teleskop aracılığıyla baktığımızda izafiyet teorisi açısından kütlesinin küçüklüğü ile dalga geçtiğimiz bu yaşlı devin yörüngesinde kendimizi bir iğne ucu kadar küçücük görüyoruz. Var olduğumuz galaksimizin dışında milyarlarca galaksinin de olduğu doğrulanmıştır değil mi? Peki; yolculuk etmek istediğimiz de; ömrümüzün yetmeyeceği kadar uzaklıkta olan bu galaksilere nasıl ulaşacağız?

Zaman, göreceli bir kavramdır. Bulunduğumuz evrenin farklı boyutlara bölündüğü hakkında ki ortaya atılan iddialar sizce ne kadar gerçekçi? Eğer böyle bir şey mümkünse, teorik olarak göreceli olarak gördüğümüz zamanda, geçmişe gitme gibi bir imkanımız yok. Ama farklı boyutlardan geçerek ileri bir zamana gitmemiz bu teoriyle mümkün olabilir. Tabi ki bu benim kişisel bir yorumum. Solucan deliği olarak adlandırdığımız, devasa büyüklükte ki küreler, evrende hareket ederken, bulundukları konumda ki herşeyi; sanki kendi içerisinde ki boyutta büküyormuşçasına bir görüntü oluşturuyor. Bunun bilimsel olarak bir açıklaması var mı bilmiyorum. Kendi teorilerim açısından bunu bu şekilde yorumluyorum.

4140197-interstellar

Satür'ün bir köşesinde duran solucan deliğine doğru yaklaşıyoruz. Bu kısımda görüntü açısından büyük bir başarı yakaladıklarını söyleyebilirim. Bilim insanlarının açıklamaları doğrultusunda gerçekleşen, boyutlar arası uzay yolculuğunu filme orantılı bir şekilde yansıtmışlar. Solucan deliğinin içerisinden geçerken, 5. boyut olarak adlandırdıkları en üst boyuta geldiklerinde kendi varlıklarının bir kopyasına tanıklık ediyorlar. Bu astral seyahat ile bağdaşan bir kavram. Şuanda siz, bu yazıyı evinizden çayınızı yudumlarken veya bir kafede arkadaşlarınızla sohbet ederken yahut bir kıyı kenarında uzanmış halde telefonunuzdan okuyorsunuz. Solucan deliğinden elinizde bir telefon ile oynarken geçerseniz, üst boyutlar olarak adlandırdığımız farklı bir boyutta, marketten ekmek alırken ki yaşantınızı görürsünüz. Yani henüz yapmadığınız, yaşamadığınız gelecek bir zamanın görüntüsü. Tabi bu sadece bir örnek. Bu sizce mümkün olan bir şey mi? Ben sadece düşünerek kendi yorumlarımı yapıyorum. Haklı olup olmadığım konusu size kalmış.

Solucan deliğinin farklı evrelerinden geçtikten sonra yeni bir yıldız sistemine, yeni bir galaksiye adım atıyoruz Adlarını bilmediğimiz bu galakside sayısız gezegenleri içerisinde barındıran, her türlü tehlikeye açık bir mekana adım atıyoruz. Ki ileride yaşayacakları hazin sonlu olaylardan, bu galaksinin pek misafirperver olmadığını öğreneceğiz.

Burada saçma, ışın kılıçlı, uzay gemili savaş filmlerinden bahsetmiyorum. Bilim kurgu tarihinin en gerçekçi ve mantık açısından en cana yatkın filminden bahsediyorum. Gargencoua adında ki yaşlı dönen bir karadeliğin yörüngesinde yaşadıkları amansız olayları konu edinen muhteşem bir eser. Kesinlikle ama kesinlikle merakınızı uyandırdıysam, izlemenizi şiddetle tavsiye etmekteyim..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder