Kırşehir'in Gülü


”Aman Neşet Baba’m sen tezeneye öyle vurursan, ben içmeden nasıl dururum. Ahu-zar sözlerin beyhude olmuş yüreğime nasıl işler bir bilsen.. Goynüm bir tufan gibi, gözlerim onun gözlerini arıyor..”
Çocuk yüreğimizle severdik. Bu sevgi, kimi zaman bir kadının simasını görmekle başlardı. ”İlk görüşte, vuruldum!” derler ya hani. Aynı onun gibi birşey. Neşet Babam’da Kırşehir’in kır güllerinden doğup gelmiş. Nasırlı elleri sazının tellerine bir değdi mi, var gerisini sen düşünesin. İnsanın yüreğini köpürten bir ses, kalbine bir hançer gibi saplanan tezene tıngırtısı.. Ağarmış kısa saçları ve pos bir bıyığı ile kırk beşini devirmiş yiğitler gibi dururdu.
5615812cf018fb6340d64ae2
Neşet Ertaş ile beraber olacağın yerler de var. Mesela bir yayla. Kış kendini göstermeye başladığı vakit ormanlık alanlarından esen amade rüzgarın verdiği soğukluğu sırtına alıp önünde kocaman bir ateş yakarak, bir demlik çayın fokurtusu eşliğinde Neşet Ertaş’ı dinlemek paha biçilemez bir duygunun ta kendisidir. Yahut, bir akdeniz akşamında, ucra köşelerden gelen denizin nemli rüzgarı yüz hatlarına çarparken, bir yanından akan nehirin şırıltısını dinleyerek, bir bardak çay eşliğinde O’nu dinlemek vardır ya.. Anlatmaya bile doyum olmuyor..
Geçen senenin sonbaharında, yayla yolculuğum sırasında bu güzel anıyı gerçekleştirmiştim. İkindi vakti, soğuk kendini göstermeye başlayınca, hemen kuru çalılardan ve meşe odunlarından bir ateş yakmıştım. Küçük boy bir çaydanlıkla, kara çayı ateşi harlayarak közde demlemiştim. Sonra bir Neşet Ertaş türküsü ile çayımı yudumlarken; geçmişimin her anını film perdesi gibi önümden geçirmiştim. O kadar uhulet dolu bir şey ki.. O anı yaşamak. En çok Mühür Gözlüm ve Köprüden Geçti Gelin türkülerini severim. Benim gözümde bu iki türkü en başta gelir. Bir zamanlar sevdasına yenik düştüğümüz kadının arkasından bu türküler ile ağıt dökmüştüm.
neset_ertas_turkuleri_dunya_promiyeri_yarin_h2896
Neşet Ertaş ve benim sarsılmaz bir bağım vardır. Her türküsünde kaybolan, yitip giden bir şahsiyet var burada. Yüzümü köy türkülerinde bulan birisiyim adeta. Onlarla ağlayıp, onlarla gülen birisiyim. Neşet Ertaş, bana benim kim, ne olduğumu hatırlatan gönlü zengin, garip bir köy adamıdır. Bana, benliğimi hatırlatan, sevdaya olan inancıma kuvvet veren, gönlüme yazdığı türküleri altın harflerle dolduran ve bu türkülerin manasını bana yansıtan bozkır’ın vazgeçilmez insanıdır.
Neşet Ertaş’tan bahsediyoruz. Öyle üç beş senesini saz tıngırdatıp geçirmiş bir insan değildir kendisi. Yüreğinde dağladığı aşkı ile yollara düşüp kendini bertaraf etmiş, sazının teline vurduğu vakit, sıra dağları titreten bir sesi ile mayhoş yüreğimize nahif elleri ile dokunan bir Anadolu Yiğidi’dir kendisi. Orta Asya’dan buralara kadar uzanan saz geleneğinin son parçasıdır Neşet Ertaş. İçimizde biriktirdiğimiz ukteleri türkülerine döken, deşilmiş yaralarımıza merhem gibi gelen bir sanatçıdır kendisi..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder