Kirli İttifakın Kardeşlik Operasyonu #28Şubat

  1. Ülkeye barış ve refahı getirmek isteyen hükümet yöneticilerine karşı yapılan kirli ittifakın meyvelerinin alındığı, 
  2. Ülkede ''şucu - bucu'' çatışmasının daha da alevlendiği, mukaddes dinimiz olan İslam'a karşı saldırıların başladığı,
  3. Şeriatçi'ler ve Laikçiler olarak ikiye bölünmek istenen halkı, kışkırtmayı başaran batılı yandaşların bayram ettiği,
  4. Dini değerlerimize sahip çıkmaya çalışan, dönemin Erbakan'ının türlü iftiralar, türlü entrikalar ile köşeye sıkıştırıldığı,
  5. Gazetelerde halkı sokağa dökme çabaları için parayla medya yayıncılığı yapanların, İslam'a gölge düşürüp laikliği zirveye çıkardıkları,
  6. Ordunun ileri zamanlarda Genel Kurmay Başkanlığı'nı yapacak olan devlet generalinin '' 28 Şubat 1000 yıl sürecek'' dediği,
  7. Öğrencilerin okuma ihtiyaçlarını ellerinden alarak, okulların önüne panzer ve polisler yığan laikçi yöneticilerin başa geçtiği,
  8. Batılı devlet mensuplarının talimatları sonucu oluşturdukları kirli ittifakla, kardeşliğe operasyon düzenleyenlerin günüdür bugün.


   Sultan Abdulhamid-i Salih şöyle söylerdi,
'' Evlatlarım! Hiç bir zaman unutmayınız ki, şu dört esastan biri yıkılırsa, devlet yıkılır!
  • Dini İslam
  • Hanedan-ı Saltanat-ı Semiyye
  • Hükumet-i Türkiye
  • Payitaht-ı İstanbul
  Cumhuriyetin ilanından bu güne kadar, özellikle Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra, hükümetin başına geçen kirli ittifak yöneticileri her zaman ülkeyi sefalete ve karanlığa sürüklemiştir. Kirli ittifakın en belirgin yeri, oluşturulan koalisyon grupları ve mensuplarıdır. Koalisyon ittifaklarının haricinda, hükumetin başına geçen devlet yöneticileri, ülkenin karnını doyurmuş, sefaletten, açlıktan kurtarmış ve korumuştur. Yaklaşık 60 yılı aşkın süredir yaşanılan başörtüsü sorunu, Ezan'ın türkçe okutuluşu, din alimlerinin tutuklanması, dini vakıf, medrese gibi yerlerin kapatılması vb durumların koalisyon hükumetinin olduğu dönemlerde yaşandığını bilmekteyiz.

  Yukarıda belirttiğim dört esastan en çok zarar verilen şey ''Din-i İslam'' olmuştur. Memlekette laikçilik ve İslamcılık ile halkı birbirinden ayrıştırmaya çalışan yabancı devlet mensuplarının kuklaları olaylara müdahale ettiklerinde işler çığırından çıkıyordu. Genelde bu kuklalar savundukları değerlerin laiklik olduğunu söyleyen şahsiyetlerdi. Derler ki, ''Türkiye'ye bir atom bombası atsalardı da, ülke bu gibi şeylerden kurtulsaydı.'' Aralarından birisi de çıkıp; '' Kardeşim ülkeye CHP'yi attılar, atom bombası ne ki? '' der. İsmet İnönü'nün Ezan-ı Şerif'i türkçe okutma yönünde aldığı karar ile İslam'ın zedelenmesini sağlamış ve yıllar boyunca sürecek olan Laiklik - İslam çatışmasının temelini atmıştır. Ülkede eşitliği sağlamaya yönelik faaliyetler gösteren, İslamiyet'i eski gücüne kavuşturmak için uğraşan ve halka verdiği vaatleri yerine getiren devlet mensuplarının hepsi, darbe yoluyla durdurulmuştur. Peki ama neden? 

  28 Şubat 1997 darbesinden sonra, 1000 yıl bu sürecin devam edeceğini söyleyen, batılıların kuklaları, 2002'de Erdoğan'ın hükümeti devralmasıyla, bütün planlarını suya düşürmüşlerdir. Hem cumhuriyetimizi hem de 1000 yılı aşkın süredir uğruna canlarımızı feda ettiğimiz dinimizi çağdaş bir şekilde yaşamanın gururu içerisindeyiz. O dönemde doğdum. Yaşım küçüktü, yaşanılan bu olayları bilmiyordum. Lakin, o dönemleri gören, bilen analarımızdan, babalarımızdan duyduklarımla bunları yazmaktayım. Allah bu millete bir daha 28 Şubat entrikası yaşatmasın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder